v
16 Nisan 2026, Perşembe
21:09

Malatya arı sütünde marka olma yolunda

Malatya arı sütünde marka olma yolunda

Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çok yönlü araştırma, arı sütünün kalitesini belirleyen sırları gün yüzüne çıkardı.

MALATYA - BHA 

Doğanşehir Buğday Deresi ve Battalgazi Uluköy bölgelerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen araştırmada, arı sütünün yalnızca coğrafi koşullara bağlı olarak değil, aynı zamanda arıların beslenme şekline göre de değişkenlik gösterdiği bilimsel verilerle kanıtlandı. “Gençlik iksiri” olarak da adlandırılan arı sütünün artık bilimsel bir temele dayanan üretim modeliyle değerlendirilebileceği vurgulandı.

Yürütücülüğünü Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nden Doç. Dr. Semiramis Karlıdağ’ın yaptığı çalışma kapsamında, farklı karbonhidrat kaynaklarıyla beslenen bal arısı kolonilerinden elde edilen arı sütleri biyokimyasal ve aromatik açıdan analiz edildi. Glikoz, sükroz ve ticari arı yemi ile beslenen kolonilerden alınan örnekler üzerinde yapılan incelemeler, hem çevresel faktörlerin hem de besleme yöntemlerinin arı sütünün kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koydu.

Coğrafya ve Beslenme Kaliteyi Belirliyor

Araştırmada arı sütlerinde 50’den fazla uçucu organik bileşik tespit edildi. Bu bileşiklerin aroma, kalite ve biyolojik etki açısından önemli rol oynadığı belirlenirken, üretim koşullarına bağlı olarak arı sütünün kimyasal profilinin ciddi şekilde değişebildiği ifade edildi. Bu bulguların, kalite kontrol ve ürün standardizasyonu açısından önemli bir bilimsel altyapı sunduğu değerlendiriliyor. Elde edilen sonuçlar arasında en dikkat çekici olanlardan biri, coğrafi farklılıkların arı sütü kalitesine doğrudan etki etmesi oldu. Doğanşehir’in zengin florasının, arı sütünün en önemli kalite göstergelerinden biri olan 10-HDA (10-hidroksi-trans-2-dekenoik asit) üretimini artırdığı tespit edilirken, Uluköy bölgesinde ise polen ve nektar çeşitliliğinin toplam amino asit üretimini desteklediği gözlemlendi.

Şeker Türü ve Üretim Yöntemi Kritik Rol Oynuyor

Araştırma ayrıca arı sütü üretiminde kullanılan şeker türünün de kaliteyi önemli ölçüde değiştirdiğini ortaya koydu. Glikoz ile beslenen kolonilerde 10-HDA oranı %2,77 ile en yüksek seviyeye ulaşırken, bu besleme yönteminin aynı zamanda protein, prolin ve koruyucu enzimleri de artırdığı belirlendi. Buna karşılık sükroz ile beslenen arılarda enzim aktivitelerinin daha düşük olduğu tespit edildi. Ayrıca beslenme rejiminin arı sütünün fenolik bileşik yapısı ve antioksidan kapasitesi üzerinde de belirleyici rol oynadığı ifade edildi.

Bilim insanları, elde edilen verilerin arı sütü üretiminde besleme stratejilerinin optimize edilmesi, ürün kalitesinin artırılması ve coğrafi köken doğrulaması gibi alanlarda önemli katkılar sağlayacağını vurgularken, glikoz takviyesinin kaliteyi artıran etkili bir yöntem olabileceğine dikkat çekti. Bu durumun, Türkiye’de sınırlı miktarda üretilen arı sütünün daha yüksek katma değerle üretilmesi ve uluslararası pazarda rekabet gücünün artırılması açısından önemli bir fırsat sunduğu ifade edildi.

Araştırmanın arıcılık sektörüne ekonomik katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu da belirtildi. Türkiye’nin arıcılıkta dünya çapında güçlü bir konumda bulunmasına rağmen arı sütü üretiminin istenilen seviyede olmadığına dikkat çekilerek, doğru lokasyon ve doğru besleme yöntemleriyle üretim kapasitesinin ve kalitenin artırılabileceği vurgulandı. Çalışmanın, arıcılara bilimsel bir “besleme rehberi” sunduğu ifade edildi. Öte yandan araştırma, tüketicilere yönelik önemli uyarılar da içeriyor. Arı sütünün kalitesinin yalnızca görünüm ve tat ile anlaşılamayacağı, mutlaka laboratuvar analizleriyle 10-HDA oranının kontrol edilmesi gerektiği belirtilirken, ürünün biyokimyasal açıdan son derece hassas olduğu ve -18 derecede saklanması gerektiği vurgulandı. Oda sıcaklığında bekletilen arı sütünde değerli bileşenlerin hızla kaybolduğu ifade edildi. Ayrıca tamamen doğal üretim adı altında yapılan kontrolsüz üretimlerin yanıltıcı olabileceği, bilimsel ve kontrollü besleme yöntemlerinin kaliteyi standardize etmek açısından gerekli olduğu belirtildi.

Çalışma sonuçları, arı sütünün yalnızca bir gıda takviyesi değil, aynı zamanda apiterapi alanında kullanılabilecek tıbbi bir ürün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyarken, bölgesel farklılıkların ürünün antioksidan gücü ve enzim içeriğini değiştirdiğini gösterdi. Bu durumun, Malatya gibi illerin arı sütü üretiminde markalaşma potansiyelini artırdığı ifade edildi. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, üniversite olarak Malatya’da tarım ve hayvancılık alanında bilimsel çalışmalarla üretime katkı sağlamaya devam edeceklerini belirterek araştırmada emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti. 

Benzer Haberler