v
3 Mayıs 2026, Pazar
19:34

Bedri Yalçın’dan 3 Mayıs’ta Net Mesaj: Özgür Basın Susturulamaz

Bedri Yalçın’dan 3 Mayıs’ta Net Mesaj: Özgür Basın Susturulamaz

 Bedri Yalçın, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla yayımladığı dikkat çekici mesajında, basın özgürlüğünün demokrasinin temel direklerinden biri olduğunu vurgulayarak gazetecilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekti.

 

 Yalçın, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nün, tavsiyesiyle 1993 yılında tarafından ilan edildiğini hatırlattı. Bu anlamlı günün aynı zamanda ’nun yıl dönümü olması nedeniyle ayrı bir önem taşıdığını ifade etti.

 

 Mesajında net ifadeler kullanan Yalçın, şu değerlendirmede bulundu:

 

 “3 Mayıs sadece bir anma günü değil; basın özgürlüğünün tehdit altında olduğu gerçeğinin açıkça dile getirildiği bir mücadele günüdür. Sansürün, baskının ve tehditlerin olduğu yerde ne demokrasi gelişir ne de toplum sağlıklı ilerler.”

 

 Basının susturulmasının doğrudan halkın susturulması anlamına geldiğini belirten Yalçın, özgür medyanın güçlü bir devletin teminatı olduğunu vurguladı.

 

 “Gerçeklerin karartıldığı bir ortamda ne adalet sağlanabilir ne de toplumsal güven tesis edilebilir. Bu nedenle özgür basın, sadece gazetecilerin değil, milletin tamamının ortak hakkıdır.”

 

 Gazetecilerin zor şartlar altında görev yaptığını ifade eden Yalçın, sahada çalışan basın emekçilerine de özel olarak değindi:

 

 “Canı pahasına görev yapan, baskıya boyun eğmeyen, halkın doğru bilgiye ulaşması için mücadele eden tüm gazeteciler bizim için çok kıymetlidir. Onların verdiği mücadele, aslında demokrasinin ayakta kalma mücadelesidir.”

 

 Açıklamasının sonunda birlik ve dayanışma çağrısı yapan Yalçın, gazeteciliğin etik değerlerle sürdürülmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

 

 “Kalemini satmayan, gerçeğin peşinden giden tüm basın emekçilerinin yanındayız. Bu anlamlı günde, hayatını kaybeden gazetecileri rahmetle anıyor, görevini onurla sürdüren tüm basın mensuplarına saygılarımı sunuyorum.”

 

 Bu mesajıyla , basın özgürlüğünü yalnızca kutlanacak bir gün değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal sorumluluk alanı olarak değerlendiren güçlü bir duruş sergiledi.